Kendine ayırdığın 15 dakika… Günümüz modern yaşamının “kişisel gelişim” bloglarında, vloglarında ne çok karşına çıktı değil mi? Ya da “kurs”, “buluşma”, “arınma” başlığı altında ne çok yere fazladan ödeme yaptın… Halbuki günlük yaşamın pek çok aralığında sadece “durarak” ulaşabileceğin bir anlam değil mi bu?
Kahveni duyumlarken, belki telefonundan 15 dakika uzak kalarak, belki de…
Şimdi hep beraber bir mekâna girdiğimizi düşleyelim. Duvarlarda, raflarda, sıradan nesneler yok; her biri bir geçmişin, bir anının, bir yaşamın izini taşıyor. Belki bir seramik parçası, belki elde dikilmiş geleneksel bir kumaşı kutsayan bir çanta, belki de sanki 100 yıldır üstündeki tozu hiç silinmemiş, el değmemiş bir cam şişe... Hiçbiri konuşmuyor ama her biri sana…
